Kurtuluş Savaşı

Kurtuluş Savaşı kongreler dönemi

Kurtuluş Savaşı'nın maddeler halinde bilgileri aşağıda yer almaktadır:

  • Kurtuluş Savaşı, 19 Mayıs 1919 tarihinde Atatürk'ün Samsun'a çıkmasıyla başlamıştır.
  • Savaş dönemi, Osmanlı İmparatorluğu'nun I. Dünya Savaşı'nda yenilgiye uğramasının ardından başlatılmıştır.
  • Milli Mücadele olarak da bilinen Kurtuluş Savaşı, Türk halkının bağımsızlık, özgürlük ve egemenlik talepleri doğrultusunda gerçekleştirilmiştir.
  • Türk halkı, savaşın başlamasıyla birlikte Mustafa Kemal Paşa önderliğinde bir araya gelerek Ankara'da Milli Mücadele Hükümeti'ni kurmuştur.
  • Savaşın en önemli olaylarından biri, Yunan ordusunun 1919 yılında İzmir'i işgal etmesi olmuştur.
  • Savaşın önemli zaferleri arasında Sakarya Meydan Muharebesi (1921) ve Büyük Taarruz (1922) yer almaktadır.
  • Kurtuluş Savaşı'nın sona ermesiyle Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu gerçekleşmiştir.
  • Kurtuluş Savaşı'nın sonunda 24 Temmuz 1923 tarihinde Lozan Antlaşması imzalanmış ve Türkiye Cumhuriyeti'nin bağımsızlığı tescillenmiştir.
  • Kurtuluş Savaşı, Türk ulusunun birlik ve beraberliğini, mücadele azmini ve vatanseverliğini gösteren önemli bir olaydır.

Kurtuluş Savaşı hazırlık dönemi

Kurtuluş Savaşı hazırlık dönemi hakkında maddeler halinde bilgi:
  • I. Dünya Savaşı sonrası Mondros Mütarekesi imzalanarak Osmanlı Devleti fiilen işgal edildi.
  • İşgal altındaki bölgelerdeki halk, işgallere karşı çıkmaya başladı.
  • İstanbul Hükümeti, işgallere karşı bir mücadele hareketi başlatmak istemeyince, milli birlik ve beraberlik fikri doğdu.
  • Mustafa Kemal Paşa, 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkarak Milli Mücadele'nin fitilini ateşledi.
  • Mustafa Kemal Paşa, Amasya Genelgesi'ni yayınladı ve işgal kuvvetlerine karşı mücadeleye çağırdı.
  • 23 Haziran 1919'da Erzurum Kongresi yapıldı. Kongre'de, milli sınırlar içinde vatanın kurtarılması, işgalcilere karşı mücadele etmek için bir ordu kurulması, milletin egemenliği, meclis hükümeti, özgürlük ve bağımsızlık gibi kararlar alındı.
  • Erzurum Kongresi'nin ardından 4-11 Eylül 1919'da Sivas Kongresi yapıldı. Sivas Kongresi'nde, Ankara'da milletin egemenliği temeline dayalı bir hükümetin kurulması, TBMM'nin açılması ve ordu kurulması gibi kararlar alındı.
  • TBMM, 23 Nisan 1920'de Ankara'da açıldı.
  • Kuvayımilliye teşkilatları kuruldu ve milli mücadele başladı.

Kurtuluş Savaşı hazırlık dönemi kronolojisi;




Atatürk'ün Samsun'a çıkışı  (19 Mayıs 1919)

  • Atatürk'ün Samsun'a çıkışı, Milli Mücadele'nin başlangıç tarihi olarak kabul edilir.
  • Atatürk, 19 Mayıs 1919'da Bandırma Vapuru ile İstanbul'dan ayrılarak Samsun'a doğru yola çıktı.
  • Atatürk, 21 Mayıs 1919'da Samsun Limanı'na çıkarak Milli Mücadele'nin ilk adımını attı.
  • Atatürk, Samsun'da bulunduğu süre boyunca çeşitli kişilerle görüşmeler yaparak Milli Mücadele'nin organizasyonunu ve yönetimini planladı.
  • Atatürk, Samsun'dan başlayarak Amasya, Erzurum ve Sivas kongrelerinin toplanmasını sağladı.
  • Atatürk'ün Samsun'a çıkışı, Türk milletinin yeniden dirilişini simgeleyen önemli bir tarihi olaydır ve Türkiye'de her yıl 19 Mayıs'ta "Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı" olarak kutlanmaktadır.

Havza Genelgesi (28-29 Mayıs 1919)

Havza Genelgesi, Mustafa Kemal Atatürk tarafından Sivas Kongresi öncesinde yayınlanan bir bildiridir. İşte Havza Genelgesi hakkında maddeler halinde bilgi:
  • Havza Genelgesi, Mustafa Kemal Atatürk'ün Samsun'a çıkışından sonra Anadolu'da milli mücadele hareketinin başlamasıyla birlikte yayınlanan ilk bildiridir.
  • Genelge, Osmanlı İmparatorluğu'nun I. Dünya Savaşı'ndaki yenilgisinin ardından İtilaf Devletleri tarafından imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması sonrası Anadolu'da ortaya çıkan işgal ve tahribatı eleştirir.
  • Mustafa Kemal Atatürk, Havza Genelgesi'nde halkın işgalcilere karşı bağımsızlık mücadelesine destek olması gerektiğini vurgular.
  • Genelge, milli mücadelenin amaçlarını açık bir şekilde belirtir ve Türk ulusunun bağımsızlığını korumak için gereken her türlü mücadeleyi yapacağını belirtir.
  • Atatürk, genelgede halkı milli mücadeleye katılmaya çağırır ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılması için çalışmaların başlatılacağını bildirir.
  • Havza Genelgesi, milli mücadelenin fikri temellerini belirleyen ve Anadolu'da başlayan milli mücadele hareketine ivme kazandıran önemli bir belgedir.

Havza Genelgesi önemi
Havza Genelgesi, Mustafa Kemal Atatürk tarafından yayınlanan bir beyannamedir ve Türk Kurtuluş Savaşı'nın başlamasına öncülük etmiştir. Genelge, milli mücadelenin başlatılması ve bağımsızlık mücadelesi vermek amacıyla Sivas Kongresi'ne katılmak üzere tüm delegelere çağrıda bulunulmasıyla ilgili önemli kararlar içermektedir. Havza Genelgesi'nin önemi şunlardır:
  1. Türk Kurtuluş Savaşı'nın başlangıcını oluşturan belgelerden biridir.
  2. Mustafa Kemal Atatürk'ün milli mücadeleyi başlatma çağrısı ve Sivas Kongresi'ne katılma talebi, geniş bir halk kesiminin milli bilinçlenmesine ve mücadele ruhunun oluşmasına öncülük etmiştir.
  3. Havza Genelgesi, Anadolu'nun her yerinde milli mücadelenin başlatılması için çağrı yapmıştır. Bu çağrı, Türk halkının büyük bir bölümünün milli mücadele için bir araya gelmesini sağlamıştır.
  4. Genelge, Milli Mücadele döneminin önemli belgelerinden biri olarak kabul edilmekte ve Türk tarihinde milli mücadelenin başlangıç tarihi olarak anılmaktadır.


Amasya Genelgesi

Amasya Genelgesi, Millî Mücadele'nin ilk somut adımı olarak kabul edilen bir belgedir. Bu belge, 22 Haziran 1919 tarihinde Amasya'da Mustafa Kemal Paşa tarafından yayınlanmıştır. Amasya Genelgesi hakkında bilgi vermek gerekirse:
  • Amasya Genelgesi, Osmanlı Devleti'nin işgal altında olduğu dönemde ülkenin kurtuluşu için alınacak tedbirleri belirlemek amacıyla hazırlanmış bir bildiridir.
  • Genelgede, işgal kuvvetlerinin haksızlıkları ve ülke ekonomisinin iflası gibi sorunlar ele alınmaktadır.
  • Amasya Genelgesi, milli egemenliği savunan, işgale karşı bağımsızlık mücadelesinin verilmesi gerektiğini vurgulayan ilk milli beyannamedir.
  • Belgede, ulusal bir kongrenin toplanması, vatanın bütünlüğünün korunması, güvenliğin sağlanması, ordunun yeniden düzenlenmesi, milli bir hükümetin kurulması gibi öneriler yer almaktadır.
  • Genelge, halkı da milli mücadeleye katılmaya çağırmaktadır ve milli iradeye dayalı bir yönetim şeklinin benimsenmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
  • Amasya Genelgesi, milli mücadele için bir yol haritası niteliğindedir ve Türk Kurtuluş Savaşı'nın en önemli belgelerinden biridir.

Amasya Genelgesi önemi
Amasya Genelgesi, 22 Haziran 1919 tarihinde Mustafa Kemal Atatürk başkanlığında bir grup aydın tarafından hazırlanan ve Osmanlı İmparatorluğu'ndaki milli mücadelenin ilk bildirgesi olarak kabul edilir. Genelgenin önemi şunlardır:

  1. Milli mücadelenin ilk resmi belgesi olarak kabul edilir ve Türk Kurtuluş Savaşı'nın başlangıç noktasını oluşturur.
  2. Genelge, ulusal bir direnişin gerekli olduğunu ve Osmanlı İmparatorluğu'nun işgali ile karşı karşıya olduğumuzu ilan etti. Bu, Anadolu'da milli mücadelenin başlamasına ve işgalcilere karşı direnişin organizasyonuna öncülük etti.
  3. Genelge, millet egemenliğinin sağlanması, azınlık hakları, yasama, yürütme ve yargı yetkilerinin ayrılması, demokratik yöntemlerle seçilmiş bir meclisin kurulması gibi demokratik ilkeleri savundu.
  4. Bu genelge aynı zamanda ulusal birlik ve beraberlik çağrısıdır ve halkın bölünmüşlüğünü sona erdirmek amacıyla bütün kesimleri milli mücadeleye katılmaya çağırmaktadır.
  5. Genelge, ulusun kaderini kendi ellerine alması gerektiğine ve bağımsız bir Türk devleti kurmanın tek çözüm olduğuna vurgu yapar.
  6. Amasya Genelgesi, Türk Kurtuluş Savaşı'nın başlangıcını belirleyen ve milli mücadelenin amacını ve ilkelerini ortaya koyan önemli bir belgedir.

Erzurum Kongresi (23 Temmuz-7 Ağustos 1919)



Erzurum Kongresi Türk Kurtuluş Savaşı'nın önemli kilometre taşlarından biridir. Kongre, 23 Temmuz-7 Ağustos 1919 tarihleri arasında Erzurum'da toplanmıştır. Kongre'nin ana hedefi, Türk milletinin kendi geleceği hakkında karar vermesine yardımcı olacak bir milli irade oluşturmaktı. İşte Erzurum Kongresi hakkında bilinmesi gereken bazı önemli noktalar:
  • Kongre, Mustafa Kemal Atatürk'ün öncülüğünde toplanmıştır ve milli bir kongre olarak adlandırılmıştır.
  • Kongreye, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinden gelen 60 delege katılmıştır. Kongre'deki delege sayısı az olsa da, milli mücadeleye yönelik birçok önemli karar alınmıştır.
  • Kongre, Türk Kurtuluş Savaşı'nın temel ilkeleri olan bağımsızlık, milli egemenlik, ulusal birlik ve bölünmezlik, adalet ve hürriyet gibi konularda kararlar almıştır.
  • Kongre'de alınan en önemli kararlardan biri, milli egemenliğin esas alınarak yeni bir Türk devletinin kurulması gerektiği yönündedir.
  • Kongre'de alınan diğer bir önemli karar, Milli Mücadele'nin başarıya ulaşması için sivil ve askeri bir örgütlenme oluşturulması gerektiği yönündedir. Bu kapsamda, Türk ordusunun yeniden örgütlenmesi ve milis kuvvetlerin oluşturulması kararlaştırılmıştır.
  • Kongre ayrıca, Milli Mücadele'nin başarısı için ekonomik ve mali tedbirler alınması gerektiği konusunda da görüş birliğine varmıştır. Bu amaçla, milli gelirin artırılması, harcamaların azaltılması, milli sanayiin geliştirilmesi ve yabancı şirketlere verilen imtiyazların kaldırılması kararlaştırılmıştır.
  • Kongre, Türk Kurtuluş Savaşı'nın Batı Anadolu'da da örgütlenmesi ve yaygınlaştırılması gerektiği konusunda da karar almıştır.
  • Erzurum Kongresi'nin alınan kararları, Türk Kurtuluş Savaşı'nın gidişatını belirleyen önemli adımlardan biridir. Ayrıca, Türkiye'nin bağımsızlığı için mücadele verdiği dönemde milli bir iradenin varlığını göstermesi açısından da büyük önem taşımaktadır.


Erzurum Kongresinde Alınan Kararlar:
  • Milli sınırlar içinde bulunan vatan parçaları bir bütündür. Birbirinden ayrılamaz.
  • İstanbul Hükümeti, milli iradeyi temsil edemediği için, işgal altındaki topraklarda geçici bir hükümet kurulacaktır.
  • Manda ve himaye kabul edilemez.
  • Kuva-yı Milliye, milli iradeyi hâkim kılmak için tek kuvvet olarak tanınacaktır.
  • Doğu illerinin güvenliğini sağlamak için Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurulacaktır.
  • Sivas Kongresi'ne delege gönderilecektir.

Kararların Önemi:
  • Erzurum Kongresi, ulusal bağımsızlık mücadelesinin ilk önemli adımını teşkil etmiştir.
  • İlk kez milli sınırlardan bahsedilmiş ve Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalandığı anda Türk vatanı olan topraklarının parçalanamayacağı açıklanmıştır.
  • Manda ve himayenin reddedilmesi, ulusal egemenlik ilkesinin benimsendiğini göstermiştir.
  • Kuva-yı Milliye'nin tek kuvvet olarak kabul edilmesi, milli mücadelenin silahlı mücadele ile yürütüleceğinin ilanıdır.
  • Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin kurulması, işgallere karşı ilk örgütlü direnişi başlatmıştır.
  • Sivas Kongresi'ne delege gönderilmesi, milli mücadelenin ulusal bir nitelik kazanacağının göstergesidir.
Sonuç olarak, Erzurum Kongresi, milli mücadelenin dönüm noktalarından biri olmuştur. Alınan kararlar, milli mücadelenin temel esaslarını oluşturmuş ve milli birliğin sağlanmasına önemli katkı sağlamıştır.

Sivas Kongresi (4-11 Eylül 1919)


Sivas Kongresi, Türk Kurtuluş Savaşı'nın yönetildiği en önemli kongrelerden biridir. Aşağıdaki bilgiler Sivas Kongresi hakkında genel bir bakış sunmaktadır:
  • Sivas Kongresi, 4-11 Eylül 1919 tarihleri arasında Sivas'ta toplandı ve Türkiye'nin dört bir yanından gelen delegeler katıldı.
  • Kongrenin amacı, İstanbul Hükümeti'nin işgal edilmesi sonrasında ülkenin düzenli bir şekilde yönetilmesini sağlamaktı.
  • Mustafa Kemal Atatürk tarafından yönetildi ve Türk milliyetçileri, İstanbul Hükümeti'ne karşı bir ulusal kongre düzenleme kararı aldılar.
  • Mustafa Kemal Atatürk'ün "Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır" sözü ile sonuçlandı.
  • Ülkenin kurtuluşu için askeri, mali, siyasi ve sosyal düzenlemeler yapılmasını içeren bir kararlar dizisi aldı.
  • Sivas Kongresi, Türkiye'nin bağımsızlığına giden yolun temellerini attı ve kurtuluş savaşını örgütleyen milli kuvvetlerin liderliğini belirledi.
  • Kongre aynı zamanda Mustafa Kemal Atatürk'ün liderliği altında Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kurulması için de bir temel oldu.
  • Sivas Kongresi ayrıca, milli mücadeleye destek veren yurtseverlerin bir araya geldiği yerlerden biri oldu ve bu yönüyle Türk milli hareketinin ruhunu ve dayanışmasını güçlendirdi.
  • Kongre sonrasında, Erzurum Kongresi'nin aldığı kararlar gözden geçirildi ve milli mücadele için stratejik planlar hazırlandı. Bu stratejiler sonunda, Türkiye'nin bağımsızlığı kazanılmasında kilit bir rol oynayacaktı.
Sivas Kongresi'nde Alınan Kararlar:
  • Erzurum Kongresi kararları aynen kabul edilmiştir.
  • Osmanlı ülkesinin herhangi bir parçasına karşı yapılacak işgale karşı, millet birlik içinde savunma ve direnme esası kabul edilmiştir.
  • Heyet-i Temsiliye, milli iradeyi temsil eden tek organ olarak kabul edilmiştir.
  • İstanbul Hükümeti'nin görevini yapmadığı durumlarda, Heyet-i Temsiliye'nin bütün vatanı temsil edeceği kararlaştırılmıştır.
  • Kuva-yı Milliye'nin birleştirilmesi ve güçlendirilmesi için çalışmalar yapılacaktır.
  • Millî bir ordu kurulmasına karar verilmiştir.
  • Misak-ı Milli esasları kabul edilmiştir.
  • Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, "Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" adı altında birleştirilmiştir.
  • İrâde-i Milliye gazetesi çıkarılacaktır.

Kararların Önemi:
  • Sivas Kongresi, Erzurum Kongresi'nin kararlarını ulusal bir nitelik kazanmasını sağlamıştır.
  • Heyet-i Temsiliye'nin milli iradeyi temsil eden tek organ olarak kabul edilmesi, milli mücadelenin tek merkezden yönetilmesini sağlamıştır.
  • Kuva-yı Milliye'nin birleştirilmesi ve güçlendirilmesi, milli mücadelenin silahlı mücadele ile yürütülmesi için gerekli ortamı sağlamıştır.
  • Misak-ı Milli esaslarının kabul edilmesi, milli mücadelenin hedef ve amaçlarını belirlemiştir.
  • Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin birleştirilmesi, milli mücadelenin örgütlü bir şekilde yürütülmesini sağlamıştır.
  • İrâde-i Milliye gazetesinin çıkarılması, milli mücadelenin halka duyurulmasını ve milli birliğin sağlanmasını sağlamıştır.
Sonuç olarak, Sivas Kongresi, milli mücadelenin dönüm noktalarından biri olmuştur. Alınan kararlar, milli mücadelenin başarıya ulaşmasında önemli rol oynamıştır.



Amasya Görüşmeleri

Amasya Görüşmeleri, Türk Kurtuluş Savaşı sırasında Millî Mücadele'nin başlamasından kısa bir süre sonra gerçekleşen ve 20-23 Ekim 1919 tarihleri arasında yapılan bir toplantıdır. Amasya Görüşmeleri, Kurtuluş Savaşı'nın siyasi temellerinin atıldığı ve Millî Mücadele'nin resmen başladığı toplantı olarak kabul edilir. Aşağıda Amasya Görüşmeleri hakkında daha detaylı bilgiler yer almaktadır:
  • Amasya Görüşmeleri, Mustafa Kemal Paşa, Rauf Orbay ve Refet Bele'nin katılımıyla gerçekleştirilmiştir.
  • Görüşmelerde, Türk milletinin bağımsızlığını ve egemenliğini korumak için ne yapılması gerektiği tartışılmıştır.
  • Toplantıda, Osmanlı hükümetinin İstanbul'da bulunması nedeniyle Millî Mücadele'nin örgütlenmesi ve yürütülmesi için bir Heyet-i Temsiliye'nin oluşturulması kararlaştırılmıştır.
  • Ayrıca, Millî Mücadele'nin finansmanı için vergi toplanması ve bağımsız bir Türk devletinin kurulması amacıyla yabancı devletlerden borç alınması kararlaştırılmıştır.
  • Görüşmeler sonucunda hazırlanan Amasya Genelgesi, Kurtuluş Savaşı'nın siyasi programı olarak kabul edilmiştir. Genelge, Türk milletinin bağımsızlığını ve egemenliğini korumak için yapılacakları açık bir şekilde belirtmiştir.
  • Amasya Görüşmeleri, Türk tarihinde Millî Mücadele'nin önemli kilometre taşlarından biri olarak kabul edilir ve bağımsız Türkiye'nin temellerinin atıldığı önemli bir toplantıdır.


Balıkesir Kongresi

Elbeyli Salih Bey'in öncülüğünde gerçekleştirilen Balıkesir Kongresi, 16-23 Şubat 1919 tarihleri arasında yapılan milli mücadele toplantılarından biridir. Kongre, Anadolu'da işgal kuvvetlerine karşı mücadele edilmesi gerektiğini vurgulayan birçok karar aldı.
  • Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti tarafından düzenlendi ve Elbeyli Salih Bey başkanlığında toplandı.
  • Milli birlik ve beraberlik ruhunun oluşması, milli egemenlik ve bağımsızlık yolunda mücadele edilmesi gerektiği gibi konuları ele aldı.
  • İstanbul Hükümeti'nin işgal kuvvetlerine karşı mücadelede yetersiz kaldığını ve milli mücadelenin Anadolu'da örgütlenmesi gerektiğini vurguladı.
  • İstanbul Hükümeti'ne karşı bir direniş örgütlenmesi için kararlar aldı ve milli bir ordunun kurulmasını önerdi.
  • Erzurum ve Sivas kongrelerine katılacak delegelerin seçilmesi ve kongrelerde alınacak kararlara uyma kararı aldı.
  • Balıkesir Kongresi, milli mücadelenin başlamasına yol açan kararların alındığı önemli bir toplantıdır. Kongre kararları, Anadolu'da milli bir direnişin örgütlenmesi için önemli bir adım oldu.

Alaşehir Kongresi

Alaşehir Kongresi, Türk Kurtuluş Savaşı döneminde gerçekleştirilmiş bir kongredir. İlk kez 23 Şubat 1922 tarihinde toplanmıştır ve 4 gün sürmüştür. Kongre'ye, İzmir İktisat Kongresi delegelerinin yanı sıra, Manisa, Uşak, Kütahya, Aydın, Denizli, Balıkesir, Bursa, Antalya ve Burdur'dan da temsilciler katılmıştır. İşte Alaşehir Kongresi hakkında daha detaylı bilgiler:
  • Milli Mücadele'nin güçlenmesi ve ülkenin işgal eden yabancı güçlerden kurtarılması amacıyla gerçekleştirilmiştir.
  • Kongre'nin açılış konuşmasını, İzmir İktisat Kongresi delegelerinden Refet Bele yapmıştır.
  • Kongre'de, yurt genelinde sürdürülen mücadeleye destek vermek amacıyla para ve malzeme toplanması kararlaştırılmıştır.
  • Kongre'de, Yunanlıların işgal ettiği yerlerin geri alınması için askeri operasyonlar düzenlenmesi kararlaştırılmıştır.
  • Kongre'de, işgal altındaki bölgelerdeki Türk halkının Yunanlılara karşı direnişi övülmüş ve bu direnişin devam ettirilmesi çağrısı yapılmıştır.
  • Kongre'de, yurt genelinde milli birlik ve beraberlik sağlanması, işbirliği ruhunun geliştirilmesi, milli bir hükümetin kurulması, yasaların milli çıkarlara uygun olarak yeniden düzenlenmesi gibi konular tartışılmıştır.
  • Kongre'nin sonunda, toplanan para ve malzemelerin kullanımı konusunda bir komisyon oluşturulmuştur.

Osmanlı Mebusan Meclisi ve Misak-ı milli'nin ilan edilmesi
  • Osmanlı Mebusan Meclisi, Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk meclisidir ve 1876-1878 ve 1908-1918 yılları arasında iki dönem çalışmıştır. Meclis, Osmanlı Devleti'nde olağanüstü haller dışında karar alma sürecine katılmamıştır.
  • Osmanlı Mebusan Meclisi'nin ilk dönemi olan 1876-1878 yılları arasında, II. Abdülhamit'in isteğiyle kurulmuş ve Meşrutiyet (Anayasa) ilanı öncesinde önemli bir rol oynamıştır. Meclis, farklı etnik grupları temsil eden mebuslar (milletvekilleri) tarafından oluşmuştur ve İslamiyet'ten başka dinlerdeki azınlıkların da temsil edilmesi amaçlanmıştır. Meclis, farklı alanlarda yasa tasarıları hazırlamış, bütçeyi denetlemiş ve İstanbul'daki geniş bir kamuoyunu temsil etmiştir.
  • Meclis'in ikinci dönemi olan 1908-1918 yılları arasında ise II. Meşrutiyet'in ilanı ile başlamıştır. Bu dönemde, Osmanlı İmparatorluğu'nda demokratik bir yönetim şekli hedeflenmiş ve Meclis, Osmanlı toplumunun tüm kesimlerinin temsil edildiği bir yasama organı haline gelmiştir. Meclis, toplumun taleplerini karşılamak üzere çeşitli reformlar gerçekleştirmiş, farklı etnik grupların bir arada yaşamasına yönelik çözümler üretmeye çalışmış ve Osmanlı İmparatorluğu'nun geleceği için fikirler geliştirmiş, ancak I. Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı İmparatorluğu'nun dağılmasıyla birlikte sona ermiştir.
Osmanlı Mebusan Meclisi'nin son aldığı kanun
  • Osmanlı Mebusan Meclisi'nin son aldığı kanun, 23 Mart 1920 tarihinde kabul edilen ve İtilaf Devletleri'nin İstanbul'da uygulamaya koymaya çalıştığı Sevres Antlaşması'nın tanınmasına karşı çıkan "Misak-ı Milli" kararlarıdır. Bu kararlar, Osmanlı İmparatorluğu'nun toprak bütünlüğünü koruma, bağımsızlığını sağlama ve milletin iradesine dayalı bir yönetim kurma hedeflerini belirtmiştir. Bu kararlar, Milli Mücadele'nin öncüleri tarafından desteklenmiş ve Cumhuriyet döneminde de devlet politikalarına yön veren önemli belgelerden biri haline gelmiştir.
Misak-ı milli sonrası İstanbul'un işgali

Misak-ı Milli kararı, milli mücadele için bir dönüm noktası olmuştur. Ancak kararın alınmasından sonra İstanbul, Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasıyla birlikte İtilaf Devletleri tarafından işgal edilmiştir. İşgal süreci aşağıdaki gibi gelişmiştir:
  • 16 Mart 1920'de İtilaf Devletleri ile Osmanlı hükümeti arasında Mondros Mütarekesi imzalanmıştır.
  • Mütareke şartlarına göre İtilaf Devletleri, Boğazları ve İstanbul'u işgal etme hakkına sahip olmuştur.
  • 16 Mart 1920 tarihinde İngiliz kuvvetleri, İstanbul'a çıkarma yapmış ve şehri işgal etmiştir.
  • İstanbul'da bulunan Osmanlı hükümeti, İtilaf Devletleri tarafından kontrol edilen bir hükümet haline gelmiştir.
  • İstanbul'da bulunan milli mücadele yanlısı kişiler, bu duruma tepki göstermiş ve işgal güçlerine karşı direniş göstermiştir.
  • Milli mücadele, işgal kuvvetlerinin İstanbul'u terk etmesiyle sonuçlanacak olan uzun bir mücadele dönemine girmiştir.

İstanbul'un işgali ve Atatürk'un tutumu
  • İstanbul'un işgali sonrası Atatürk'ün tutumu oldukça kararlıydı ve ülkenin kurtuluşu için mücadeleyi sürdürme kararlılığı gösterdi. Atatürk, İstanbul'un işgali sonrası "Geldikleri gibi giderler" sözünü söyledi. Bu söz, milli mücadeleyi yürütenlerin bağımsızlık mücadelesindeki kararlılıklarını ve inançlarını ifade etmektedir.
  • "Geldikleri gibi giderler" sözü, 1919 yılında İstanbul'da İngiliz yüksek komiseri Amiral Calthorpe'un Osmanlı Meclisi'ni feshetmesi üzerine Meclis Başkanı Mustafa Kemal'in söylediği bir sözdür. Bu söz, İngilizlerin Osmanlı hükümetini silah zoruyla dağıtarak kendilerine sadık bir hükümet kuracaklarını açıklamalarına karşı verilen bir tepkidir. Mustafa Kemal, "Geldikleri gibi giderler." diyerek, İngilizlerin hukuk dışı davranışlarının kabul edilemez olduğunu vurgulamıştır.

Atatürk ve önemli sözleri

Amasya Genelgesi - Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.
Sivas Kongresi - Ya istiklal ya ölüm.
İstanbul'un işgali - Geldikleri gibi giderler.


I. TBMM açılışı

  • I. TBMM, 23 Nisan 1920 tarihinde Ankara'da açıldı. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, TBMM Başkanı seçildi. Ayrıca, I. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılışında, 1921 Anayasası hazırlanarak kabul edildi. Bu, Türkiye'de cumhuriyetin ilanına kadar yürürlükte olan ilk anayasa oldu. Ayrıca, Türk Ulusal Marşı da bu dönemde kabul edildi ve TBMM'nin çalışmalarına başlamasıyla, Milli Mücadele'nin askeri ve siyasi alanda başarılar kazandığı dönem başlamış oldu.
I. Meclis için düşünülen isimler

I. TBMM (Türkiye Büyük Millet Meclisi) için düşünülen isimler şunlardır:
  • Millet Meclisi
  • İstiklal Meclisi
  • Hürriyet Meclisi
  • Kuvay-i Milliye Meclisi
  • Meclis-i Mebusan-ı Milliye
  • Şûra-yı Millet Meclisi
  • İnkılâp Meclisi
  • Anadolu Meclisi
  • Halk Meclisi
  • Adalet ve Hürriyet Meclisi

I. Meclisin özellikleri
I. Meclis, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk meclisidir. Genel özellikleri şu şekildedir:
  • 23 Nisan 1920 tarihinde Ankara'da açıldı.
  • Milli Mücadele döneminde toplanmıştır. (savaş döenemi meclisidir, inkilap yapan meclis değildir.)
  • 400 vekilden oluştu.
  • Vekiller, halk tarafından seçilmiş temsilcilerdi.
  • Meclis, sadece erkek vatandaşlar tarafından seçilen vekillerden oluştu.
  • Meclis, salt çoğunluk esasıyla çalıştı.
  • Meclis başkanlığına Mustafa Kemal Atatürk seçildi. (meclis hükümeti uygulandı)
  • Meclis, yasama, yürütme ve yargı yetkisini elinde bulundurdu. (güçler birliği ilkesi)
  • Meclis, Türk Milleti'nin temsilcisi olarak Milli Mücadele'nin yürütülmesinde önemli bir rol oynadı.
  • Meclis, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması ve yeni anayasanın hazırlanması sürecinde önemli kararlar aldı. (kurucu bir meclis)
I. Meclis içinde yer alan gruplar
I. Meclis içinde yer alan gruplar şunlardır:
  • İtilaf ve Terakki Grubu : Meşrutiyetçi bir yapıya sahip olan ve İttihat ve Terakki Partisi ile bağlantılı olan bu grup, I. Meclis'in çoğunluğunu oluşturuyordu.
  • Yeşil ordu
  • Tesanüt
  • İstiklal
  • Halk zümresi
  • Trakya-Paşaeli Grubu: Meclis'in Balkanlarda ve Batı Anadolu'da bulunan bölgelerdeki milletvekillerinden oluşan bir grup.
  • Vatan ve Hürriyet Grubu: İttihat ve Terakki Partisi'nden ayrılan ve daha milliyetçi bir çizgi izleyen milletvekillerinden oluşan bir grup.
  • Müdafaai Hukuk Grubu: İstanbul'da ve İstanbul dışındaki bazı illerdeki hukukçulardan oluşan bir grup. Bu grup, Osmanlı Devleti'nin savaşa girmesi kararına karşı çıkıyordu.
  • Müdafaa-i Milliye Grubu: Anadolu'nun farklı bölgelerindeki çiftçiler, tüccarlar ve diğer sivil toplum örgütlerinden oluşan bir grup. Bu grup, savaşta Osmanlı Devleti'nin savunmasını üstlenmek için gönüllü askerler sağlıyordu.
  • Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası: 1919 yılında kurulan ve II. Meşrutiyet'in önde gelen isimlerinden Ali Fethi Okyar tarafından önderlik edilen bir grup. Ancak bu grup, I. Meclis döneminde aktif bir rol oynamamıştır.


İcra vekilleri Heyeti  (3 Mayıs 1920 - 24 Ocak 1921)

1

Meclis Başkanı

Mustafa Kemal

2

Hariciye (Dışişleri) Vekili

Bekir Sami Bey

3

Dahiliye (İçişleri) Vekili

Abdülkâdir Cami Baykurt - Cami Bey

4

Erkân-ı Harbiye-i Umumiye - Genelkurmay Başkanı

İsmet İnönü

5

Milli Savunma Bakanı-Müdafaa-i Millîye Vekili

Fevzi Çakmak

6

Maarif (Milli Eğitim) Bakanı

Dr. Rıza Nur

7

Umuru Şer'iye ve Evkaf (Diyanet ve Vakıflar) Vekili

Mustafa Fehmi Efendi

8

Adliye Vekili

Celalettin Arif Bey

9

Sıhhiye ve Muavenet-i İçtimaiye (Sağlık ve Sosyal Yardım) Vekili

Adnan Adıvar

10

İktisat (Ekonomi) Vekili

Yusuf Kemal Tengirşek

11

Maliye Vekili

Hakkı Behiç Bayiç

12

Nafia (Bayındırlık) Vekili

İsmail Fazıl Paşa



İcra Vekilleri Heyeti tarafından çıkarılan bazı önemli kanunlar
  1. Ağnam vergisinin artırılması: çıkarılan ilk kanundur.
  2. Hiyaneti Vataniye Kanunu: çıkarılan ikinci kanundur.
  3. Nisabı Müzakere Kanunu
  4. Firariler Hakkında Kanun
  5. Men'i Müskirat Kanunu 
  6. Temettü Kanunu
  7. İstiklâl Mahkemeleri Kanunu - İstiklâl Mehâkimi Kanunu
  8. 23 Nisanın Millî Bayram Addine Dair Kanun
  9. Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine Başkumandanlık tevcihine dair Kanun
  10. Tababeti Adliye Kanunu
  11. Baltalık Kanunu
  12. Meni İsrafat Kanunu
  13. İstiklâl Madalyası Kanunu
  14. Teşkilâtı Esasiye Kanunu - 1921 Anayasası
  15. Düzenli Ordu Kanunu
  16. Türkiye-Afganistan Muahedenamesi hakkında Kanun
  17. Türkiye-Rusya Muahedenamesi hakkında Kanun
  18. Türkiye-Ukrayna Muhadenet ve Uhuvvet Ahitnamesi hakkında Kanun 

Men'i Müskirat Kanunu 
  • Kanun, alkol ve uyuşturucu gibi zararlı maddelerin ticaretinin ve kullanımının önlenmesi amacıyla çıkarılmıştır.
  • Kanun, üretim, satış ve tüketiminde sıkı düzenlemeler getirmiştir. Buna göre, içki satış yerleri sadece belirli yerlerde açılabilir, satış saatleri sınırlıdır ve içki satışı yapacak kişilerin belirli şartları taşıması gerekir. Ayrıca, uyuşturucu maddelerin kullanımı ve ticareti tamamen yasaklanmıştır.
  • Men'i Müskirat Kanunu'nun kabul edilmesi, Türkiye'nin bağımsızlığını kazanması sürecinde atılan önemli adımlardan biridir. Kanun, Türkiye'nin laik, modern ve batılı bir toplum olma yolundaki çabalarının bir parçasıdır ve günümüzde de yasal düzenlemelerde referans alınan bir kanundur.

İstiklal Mahkemeleri Kanunu
  • İstiklal Mahkemeleri Kanunu, Türkiye'de Milli Mücadele döneminde kurulan İstiklal Mahkemeleri'nin işleyişini düzenleyen bir kanundur. TBMM tarafından 1920 yılında çıkarılmıştır. Kanun, Milli Mücadele döneminde işlenen suçlarla ilgili olarak İstiklal Mahkemeleri'nin yetkilerini belirler ve yargılama usullerini düzenler. İstiklal Mahkemeleri, Milli Mücadele dönemindeki hainlik, casusluk, isyana teşvik, devletin birliğini bozmak gibi suçları yargılamıştır. Bu kanun, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarında da yürürlükte kalmıştır, ancak daha sonra değiştirilmiş veya kaldırılmıştır.
Tababeti Adliye Kanunu
  • Tababet ve Şuabatı San'atlarının Neşriyatı Hakkında Kanun olarak da bilinen Tababeti Adliye Kanunu, ülkede tıp mesleğinin uygulanmasına ilişkin kuralları belirlemiş ve tabip, cerrah, diş tabibi, eczacı ve doğrarların mesleklerini icra etmeleri için gerekli olan koşulları ortaya koymuştur. Ayrıca, tıp mesleği etiği ve disipliniyle ilgili kuralları da içermekteydi.
  • Kanun, aynı zamanda tıbbi hatalar ve ihmaller gibi suçları da tanımlamaktadır. Bu suçlar, Tababeti Adliye Mahkemeleri tarafından yargılanmakta ve cezalandırılmaktaydı. Kanun, Türkiye Cumhuriyeti döneminde de yürürlükte kalmıştır.

Meni İsrafat Kanunu
  • Bu kanun ile amaç, ülkenin kaynaklarının korunması ve israfın önlenmesidir. Bu doğrultuda, özellikle yiyecek, içecek ve giyeceklerde israf edilmesi yasaklanmıştır. Ayrıca, para ve mal hakkında faiz almak da yasaklanmıştır. Kanun, günümüzde de yürürlükte olan ve sık sık uygulanan bir kanun olma özelliğini korumaktadır.


Teşkilâtı Esasiye Kanunu - 1921 Anayasası

1921 Anayasası, Türkiye'nin ilk anayasasıdır ve Osmanlı İmparatorluğu'nun yerine kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından hazırlanmıştır. Anayasa, 20 Ocak 1921'de kabul edilmiş ve ülkenin yönetimini düzenleyen bir dizi hüküm içermiştir. Bazı önemli maddeleri şunlardır:
  • Türkiye'nin devlet biçimi Cumhuriyet'tir.
  • Yasama yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne aittir.
  • Seçmenlerin yaşı 22, milletvekillerinin yaşı 30'dur.
  • Milletvekili seçimleri gizli oyla yapılır.
  • Yargı yetkisi bağımsız mahkemeler tarafından kullanılır.
  • Türk vatandaşlığı, Türk vatandaşı olan babanın çocuklarına verilir.
  • Din ve vicdan hürriyeti güvence altındadır.
  • 1921 Anayasası, Türkiye'nin yeni bir siyasi sisteme geçmesini sağlamış ve ülkenin modernleşmesine yol açmıştır. Ancak, daha sonraki yıllarda yapılan değişikliklerle 1924 Anayasası'na yerini bırakmıştır.

Kurtuluş Savaşı muharebeler dönemi

Kurtuluş savaşı 3 farklı cepheden oluşmaktadır, bunlar;
  1. Dopu cephesi: Ermeni ve Gürcülerle savaşıldı.
  2. Güney cephesi: Fransızlarla ve Ermenilerle mücadele edildi.
  3. Batı cephesi: Yunanlarla savaşıldı.


Kurtuluş Savaşı'nda Batı Cephesi

Kurtuluş Savaşı'nda Batı Cephesinde görev alan komutanlar şunlardır:
  • Mustafa Kemal Paşa: Başkomutan sıfatıyla tüm cephelere komuta eden Mustafa Kemal Paşa, Batı Cephesi'nde de önemli kararlar alarak Türk ordusunun zaferine katkı sağlamıştır.
  • Ali Fuat Paşa (Cebesoy): Batı Cephesi'nin ilk komutanı olan Ali Fuat Paşa, 25 Haziran 1920'den 9 Kasım 1920'ye kadar bu görevi yürütmüştür.
  • İsmet Paşa (İnönü): 9 Kasım 1920'den 1922 sonuna kadar Batı Cephesi'nin komutanlığını yürüten İsmet Paşa, İnönü Savaşları'nda Yunan ordusunu iki kez yenilgiye uğratarak Türk ordusunun moralini yükseltmiştir.
  • Refet Paşa (Bele): 9 Kasım 1920'den 1922 sonuna kadar Güney Cephesi'nin komutanlığını yürüten Refet Paşa, Afyonkarahisar ve Kütahya Muharebelerinde Yunan ordusunu durdurarak Büyük Taarruz'un hazırlıklarını tamamlamıştır.
  • Kazım Karabekir Paşa: Doğu Cephesi'nin komutanlığını yürüten Kazım Karabekir Paşa, Ermenileri yenilgiye uğratarak Doğu Anadolu'nun işgalden kurtarılmasını sağlamıştır.
  • Kazım Dirik Paşa,
  • Kazım Orbay Paşa,
  • Fahrettin Altay Paşa,
  • Kemalettin Sami Paşa,
  • Mustafa Muğlalı Paşa,
  • Kadri Bey,
  • Ethem Bey,
  • Çetinkaya Bey

Batı Cephesinde yaşanan savaşlar;


Batı Cephesindeki savaşların tamamı itilaf devleti olan Yunanistan ile yapılmıştır.

I. İnönü Savaşı (6-11 Ocak 1921)


I. İnönü Savaşı'nın nedenleri şunlardır:
  • Yunanlıların Ankara'yı ele geçirmek istemesi: Yunanlılar, Sevr Antlaşması'nın uygulanmasını sağlamak için Ankara'yı ele geçirmek istiyorlardı.
  • Çerkez Ethem'in Yunanlılarla işbirliği yapması: Çerkez Ethem, Yunanlılarla işbirliği yaparak Batı Anadolu'da karışıklık çıkarıyordu. Bu durum, Yunanların saldırılarını kolaylaştırmak için bir fırsat olarak değerlendiriliyordu.
I. İnönü Savaşı'nın ulusal sonuçları şunlardır:
  • Türk ordusunun ilk zaferi: I. İnönü Savaşı, düzenli Türk ordusunun ilk zaferidir. Bu zafer, Türk ordusunun moralini yükseltmiş ve milli mücadelenin başarıya ulaşacağına dair umutları artırmıştır. Bu zaferle Karlofça anlaşmasından beri sre gelen çekilme dönemi artık bitmiştir.
  • Milli mücadelenin yaygınlaşması: I. İnönü Savaşı'nın zaferle sonuçlanması, milli mücadelenin bütün ülkede yaygınlaşmasını sağlamıştır.
  • TBMM'nin otoritesinin artması: I. İnönü Savaşı'nın zaferi, TBMM'nin otoritesini artırmış ve milli mücadelenin tek temsilcisi olarak kabul edilmesini sağlamıştır.

I. İnönü Savaşı'nın uluslararası sonuçları şunlardır:
  • İtilaf Devletleri'nin tutumunun değişmesi: I. İnönü Savaşı'nın zaferi, İtilaf Devletleri'nin tutumunun değişmesine neden olmuştur. İtilaf Devletleri, artık Yunanlıların Sevr Antlaşması'nı uygulamaya gücünün yetmeyeceğini anlamışlardır.
    • İtilaf devleleri ile Londra Konferansı yapıldı.
    • Sovyet Rusya ile Moskova Anlaşması imzalandı. TBMM'yi tanıyan ilk Avrupa devleti Rusya olduğunun kanıtıdır.
  • Dünya kamuoyunda Türk milli mücadelesinin desteklenmesi: I. İnönü Savaşı'nın zaferi, dünya kamuoyunda Türk milli mücadelesinin desteklenmesin sağlamıştır.
  • Afganistan ile Dostluk anlaşması yapıldı. Bu TBMM'yi tanıyan ilk müslüman devletin Afganistan oldugunun kanıtıdır.
Sonuç olarak, I. İnönü Savaşı, Kurtuluş Savaşı'nın dönüm noktalarından biridir. Bu savaş, Türk ordusunun gücünü ve milli mücadelenin haklılığını dünyaya göstermiştir.

II. İnönü Savaşı (23 Mart - 1 Nisan 1921)



II. İnönü Savaşı'nın nedenleri şunlardır:
  • Yunanlıların Ankara'yı ele geçirmek istemesi: Yunanlılar, I. İnönü Savaşı'ndan sonra Ankara'yı ele geçirmek için yeni bir saldırı başlattılar.
  • Fransızların çekilmeye başlaması: Fransızlar, Anadolu'dan çekilmeye başladıkları için, Yunanlılar bu fırsattan yararlanmak istiyorlardı.

II. İnönü Savaşı'nın ulusal sonuçları şunlardır:
  • Türk ordusunun kesin zaferi: II. İnönü Savaşı, düzenli Türk ordusunun kesin zaferidir. Bu zafer, Türk ordusunun moralini daha da yükseltmiş ve milli mücadelenin başarıya ulaşacağına olan inancı artırmıştır.
  • Milli mücadelenin güçlenmesi: II. İnönü Savaşı'nın zaferi, milli mücadelenin güçlenmesini sağlamıştır.
  • TBMM'nin otoritesinin artması: II. İnönü Savaşı'nın zaferi, TBMM'nin otoritesini daha da artırmıştır.
  • İtalyanlar Anadoludan çekilmeye başlamıştır.
II. İnönü Savaşı'nın uluslararası sonuçları şunlardır:

  • İtilaf Devletleri'nin tutumunun değişmesi: II. İnönü Savaşı'nın zaferi, İtilaf Devletleri'nin tutumunun daha da değişmesine neden olmuştur. İtilaf Devletleri, artık Yunanlıların Sevr Antlaşması'nı uygulamaya gücünün yetmeyeceğini kesin olarak anlamışlardır.
  • Dünya kamuoyunda Türk milli mücadelesinin daha da güçlenmesi: II. İnönü Savaşı'nın zaferi, dünya kamuoyunda Türk milli mücadelesinin daha da güçlenmesini sağlamıştır.
  • Sonuç olarak, II. İnönü Savaşı, Kurtuluş Savaşı'nın dönüm noktalarından biridir. Bu savaş, Türk ordusunun gücünü ve milli mücadelenin haklılığını dünyaya bir kez daha göstermiştir.
II. İnönü Savaşı'nın en önemli sonuçları şunlardır:
  • Türk ordusunun morali yükseldi ve milli mücadelenin başarıya ulaşacağına olan inanç arttı.
  • Milli mücadelenin güçlendi ve yayıldı.
  • TBMM'nin otoritesi arttı.
  • İtilaf Devletleri'nin tutumu değişti ve Yunanlıların Sevr Antlaşması'nı uygulamaya gücünün yetmeyeceğini anladılar.
  • Dünya kamuoyunda Türk milli mücadelesinin desteklenmesi arttı.
Bu savaş sonucunda Mustafa Kemal Paşa İsmet Paşaya şu sözü söylemiştir; "Siz orada yalnız düşmanı değil milletin makûs talihini de yendiniz."


Kütahya Eskişehir Muharebeleri (10-24 Temmuz 1921)


Kütahya-Eskişehir Savaşlarının nedenleri şunlardır:
  • Yunanlıların Ankara'yı ele geçirmek istemesi: Yunanlılar, II. İnönü Savaşı'ndan sonra tekrar Ankara'yı ele geçirmek için büyük bir saldırı başlattılar.
  • Fransızların çekilmesi: Fransızların Anadolu'dan çekilmesi, Yunanlıların ilerleyişini kolaylaştırdı.
  • Türk ordusunun hazırlıksızlığı: Türk ordusu, II. İnönü Savaşı'ndan sonra Yunanlıların yeni bir saldırısına karşı hazırlıksız yakalandı.

Kütahya-Eskişehir Savaşlarının ulusal sonuçları şunlardır:
  • Türk ordusunun geri çekilmesi: Türk ordusu, Kütahya-Eskişehir Savaşları'nda yenildi ve Sakarya Nehri'nin doğusuna çekildi.
  • Milli mücadelenin moralinin düşmesi: Kütahya-Eskişehir Savaşları'ndaki yenilgi, Türk ordusunun moralini düşürdü ve milli mücadelenin başarıya ulaşacağına dair umutları azalttı.
  • TBMM'nin otoritesinin sarsılması: Kütahya-Eskişehir Savaşları'ndaki yenilgi, TBMM'nin otoritesini sarstı.
  • Başkumandanlık Kanunu ilan edildi ve Mustafa Kemal tarafından Tekalif-i Milliye kararları yayınlandı.

Kütahya-Eskişehir Savaşlarının uluslararası sonuçları şunlardır:
  • İtilaf Devletleri'nin tutumunun değişmesi: Kütahya-Eskişehir Savaşları'ndaki yenilgi, İtilaf Devletleri'nin tutumunun değişmesine neden oldu. İtilaf Devletleri, artık Türk ordusunun Yunan ordusuna karşı üstünlük sağlayamayacağına inandılar.
  • Dünya kamuoyunda Türk milli mücadelesinin zayıflaması: Kütahya-Eskişehir Savaşları'ndaki yenilgi, dünya kamuoyunda Türk milli mücadelesinin zayıflamasına neden oldu.
  • Sonuç olarak, Kütahya-Eskişehir Savaşları, Kurtuluş Savaşı'nın dönüm noktalarından biridir. Bu savaş, Türk ordusunun moralini düşürmüş ve milli mücadelenin başarıya ulaşacağına dair umutları azaltmıştır.

Kütahya-Eskişehir Savaşlarının en önemli sonuçları şunlardır:
  • Türk ordusunun geri çekilmesi: Türk ordusu, Sakarya Nehri'nin doğusuna çekildi.
  • Milli mücadelenin moralinin düşmesi: Türk ordusunun morali düştü ve milli mücadelenin başarıya ulaşacağına dair umutlar azaldı.
  • TBMM'nin otoritesinin sarsılması: TBMM'nin otoritesi sarsıldı.
  • İtilaf Devletleri'nin tutumunun değişmesi: İtilaf Devletleri, artık Türk ordusunun Yunan ordusuna karşı üstünlük sağlayamayacağına inandılar.
  • Dünya kamuoyunda Türk milli mücadelesinin zayıflaması: Dünya kamuoyunda Türk milli mücadelesinin zayıfladığına dair umutlar azaldı.
Kütahya-Eskişehir Savaşları'ndan sonra, Türk ordusu Sakarya Nehri'nin doğusuna çekilerek yeni bir savunma hattı kurdu. Bu hat üzerinde yapılan Sakarya Meydan Muharebesi'nde Türk ordusu, Yunan ordusunu durdurmayı başardı.

Başkumandanlık Kanunu (5 Ağustos 1921)

Başkumandanlık Kanunu, Türk Kurtuluş Savaşı sırasında, 5 Ağustos 1921 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilen bir kanundur. Bu kanunla, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Başkanı olan Mustafa Kemal Paşa'ya, ordunun başkomutanlığı görevi verilmiştir.

Başkumandanlık Kanunu'nun kabul edilmesinin nedenleri şunlardır:
  • Kütahya-Eskişehir Savaşları'nda Türk ordusunun yenilmesi: Kütahya-Eskişehir Savaşları'nda Türk ordusu yenilmiş ve Sakarya Nehri'nin doğusuna çekilmek zorunda kalmıştır. Bu yenilgi, Türk ordusunun moralini düşürmüş ve milli mücadelenin başarıya ulaşacağına dair umutları azaltmıştır.
  • İtilaf Devletleri'nin tutumunun değişmesi: Kütahya-Eskişehir Savaşları'ndan sonra İtilaf Devletleri, artık Türk ordusunun Yunan ordusuna karşı üstünlük sağlayamayacağına inandılar. Bu durum, Türk ordusunun moralini daha da düşürdü.
  • Milli mücadelenin başarıya ulaşması için ordunun daha güçlü hale getirilmesi ihtiyacı: Kütahya-Eskişehir Savaşları, Türk ordusunun daha güçlü hale getirilmesi gerektiğini göstermiştir.

Başkumandanlık Kanunu'nun kabul edilmesinin sonuçları şunlardır:
  • Mustafa Kemal Paşa'nın ordunun başkomutanlığına getirilmesi: Başkumandanlık Kanunu'nun kabul edilmesiyle, Mustafa Kemal Paşa ordunun başkomutanlığına getirilmiştir. Bu durum, ordunun moralini yükseltmiş ve milli mücadelenin başarıya ulaşacağına olan inancı artırmıştır.
  • Ordunun yeniden yapılandırılması: Mustafa Kemal Paşa'nın başkomutanlığa getirilmesiyle, ordu yeniden yapılandırılmıştır. Bu sayede, ordu daha güçlü bir hale gelmiştir.
  • Sakarya Meydan Muharebesi'nin kazanılmasında önemli rol oynaması: Başkumandanlık Kanunu, Sakarya Meydan Muharebesi'nin kazanılmasında önemli rol oynamıştır. Mustafa Kemal Paşa'nın başkomutanlığındaki ordu, Sakarya Meydan Muharebesi'nde Yunan ordusunu durdurmayı başarmıştır.
  • Başkumandanlık Kanunu, Kurtuluş Savaşı'nın dönüm noktalarından biridir. Bu kanunla, Türk ordusu daha güçlü bir hale gelmiş ve milli mücadelenin başarıya ulaşacağına olan umutlar artmıştır.

Tekalif-i Milliye Kanunu (8 Ağustos 1921)

Tekalif-i Milliye Kanunu, Türk Kurtuluş Savaşı sırasında, 20 Temmuz 1921 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilen bir kanundur. Bu kanunla, ordunun ihtiyaçlarını karşılamak için halka bazı zorunlu görevler verilmiştir.

Kanunun maddeleri şunlardır:
  • Madde 1: Her aile bir askeri giydirecek ve bunun karşılığı daha sonra geri ödenecektir.
  • Madde 2: Halkın elindeki silah ve cephane, üç gün içinde orduya teslim edilecektir.
  • Madde 3: Halkın elindeki binek hayvanlarının %20'sine ordu tarafından el konulacak ve bunların karşılığı daha sonra geri ödenecektir.
  • Madde 4: Halkın elindeki taşıt araçlarının %20'sine ordu tarafından el konulacak ve bunların karşılığı daha sonra geri ödenecektir.
  • Madde 5: Tüm demirci, dökümcü, nalbant, terzi ve marangoz gibi iş sahipleri ordunun emrinde çalışacaktır.
  • Madde 6: Halkın elindeki araçlar bir defa olmak üzere 100 km'lik mesafeye ücretsiz askeri ulaşım sağlayacaktır.

Tekalif-i Milliye Kanunu'nun kabul edilmesinin nedenleri şunlardır:
  • Yunanlıların Sakarya Nehri'ni geçerek Ankara'ya ilerlemesi: Yunanlılar, Sakarya Nehri'ni geçerek Ankara'ya ilerlemeye başladılar. Bu durum, ordunun ihtiyaçlarının karşılanmasının acil bir ihtiyaç haline gelmesine neden oldu.
  • Milli mücadelenin başarıya ulaşması için ordunun güçlü olması gerektiği: Milli mücadelenin başarıya ulaşması için ordunun güçlü olması gerekiyordu. Bu nedenle, ordunun ihtiyaçlarının karşılanması için halka bazı zorunlu görevler verilmesi gerekiyordu.

Tekalif-i Milliye Kanunu'nun kabul edilmesinin sonuçları şunlardır:
  • Ordunun ihtiyaçlarının karşılanması: Tekalif-i Milliye Kanunu sayesinde, ordunun ihtiyaçlarının büyük ölçüde karşılanması sağlanmıştır.
  • Halkın milli mücadeleye katılımının artması: Tekalif-i Milliye Kanunu, halkın milli mücadeleye katılımını artırmıştır. Halk, ordunun ihtiyaçlarını karşılamak için büyük bir özveriyle çalışmıştır.
  • Sakarya Meydan Muharebesi'nin kazanılmasında önemli rol oynaması: Tekalif-i Milliye Kanunu, Sakarya Meydan Muharebesi'nin kazanılmasında önemli rol oynamıştır. Ordunun ihtiyaçlarının karşılanması sayesinde, ordu Sakarya Meydan Muharebesi'nde Yunan ordusunu durdurmayı başarmıştır.
  • Tekalif-i Milliye Kanunu, Kurtuluş Savaşı'nın dönüm noktalarından biridir. Bu kanun sayesinde, ordunun ihtiyaçları karşılanmış ve milli mücadelenin başarıya ulaşması için önemli bir adım atılmıştır.


Sakarya Meydan Muharebesi (23 Ağustos-13 Eylül 1921)



Sakarya Meydan Muharebesi'nin nedenleri şunlardır:
  • Yunanlıların Ankara'yı ele geçirmek istemesi: Yunanlılar, Sakarya Nehri'ni geçerek Ankara'yı ele geçirmek istiyorlardı.
  • Kütahya-Eskişehir Savaşları'nda Türk ordusunun geri çekilmesi: Kütahya-Eskişehir Savaşları'nda Türk ordusu yenilmiş ve Sakarya Nehri'nin doğusuna çekilmek zorunda kalmıştır. Bu durum, Yunanlıların Ankara'ya ilerlemesini kolaylaştırmıştır.
  • İtilaf Devletleri'nin tutumunun değişmesi: Kütahya-Eskişehir Savaşları'ndan sonra İtilaf Devletleri, artık Türk ordusunun Yunan ordusuna karşı üstünlük sağlayamayacağına inandılar. Bu durum, Yunanlıların Ankara'ya ilerlemesini teşvik etti.

Sakarya Meydan Muharebesi'nin ulusal sonuçları şunlardır:
  • Türk ordusunun moralinin yükselmesi: Sakarya Meydan Muharebesi'nde Türk ordusu, Yunan ordusunu durdurmayı başarmıştır. Bu durum, Türk ordusunun moralini yükseltmiş ve milli mücadelenin başarıya ulaşacağına olan inancı artırmıştır.
  • Milli mücadelenin güçlenmesi: Sakarya Meydan Muharebesi'nin kazanılmasıyla, milli mücadele daha da güçlenmiştir.
  • Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'nın otoritesinin artması: Sakarya Meydan Muharebesi'nin kazanılmasında önemli rol oynayan Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'nın otoritesi daha da artmıştır.

Sakarya Meydan Muharebesi'nin uluslararası sonuçları şunlardır:
  • İtilaf Devletleri'nin tutumunun değişmesi: Sakarya Meydan Muharebesi'nin kazanılmasıyla, İtilaf Devletleri, Türk ordusunun Yunan ordusuna karşı üstünlük sağlayabileceğini anladılar. Bu durum, İtilaf Devletleri'nin Türk milli mücadelesini desteklemesine neden oldu.
    • Sovyet Rusya ile Kars Anlaşması imzalanmıştır.
    • Fransa ile Ankara anlaşması imzalanmıştır. Bu anlaşma ile TBMM'yi tanıyan ilk itilaf devleti Fransa olmuştur.
    • Ukrayna ile dostluk anlaşması imzalanmıştır.
  • Dünya kamuoyunda Türk milli mücadelesinin desteklenmesi: Sakarya Meydan Muharebesi'nin kazanılmasıyla, dünya kamuoyunda Türk milli mücadelesinin desteklenmesi artmıştır.
  • Sakarya Meydan Muharebesi, Kurtuluş Savaşı'nın dönüm noktalarından biridir. Bu savaş, Türk ordusunun moralini yükseltmiş, milli mücadelenin güçlenmesini sağlamış ve İtilaf Devletleri'nin tutumunun değişmesine neden olmuştur.

Sakarya Meydan Muharebesi'nin en önemli sonuçları şunlardır:
  • Bu savaş Türk ordusunun son savunma savaşı olarak tarihe geçmiş ve bu tarihten sonra taaruz konumuna geçilmiştir.
  • Türk ordusunun morali yükseldi ve milli mücadelenin başarıya ulaşacağına olan inanç arttı.
  • Milli mücadele daha da güçlendi ve yayıldı. 
  • Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'nın otoritesi arttı ve Mareşallık ünvanı ile Gazi rütbesi verildi.
  • İtilaf Devletleri, Türk milli mücadelesini desteklemeye başladı.
  • Dünya kamuoyunda Türk milli mücadelesinin desteklenmesi arttı.
  • Sakarya Meydan Muharebesi'nin kazanılmasıyla, Türk ordusu Yunan ordusunu durdurmayı başarmış ve milli mücadelenin başarıya ulaşacağına dair önemli bir adım atılmıştır.

Büyük Taaruz (26 Ağustos - 18 Eylül 1921)



Büyük Taaruzun nedenleri şunlardır:
  • Sakarya Meydan Muharebesi'nin kazanılmasıyla, Türk ordusunun moralinin yükselmesi: Sakarya Meydan Muharebesi'nde Türk ordusu, Yunan ordusunu durdurmayı başarmıştır. Bu durum, Türk ordusunun moralini yükseltmiş ve milli mücadelenin başarıya ulaşacağına olan inancı artırmıştır.
  • Türk ordusunun gücünün artması: Sakarya Meydan Muharebesi'nden sonra, Türk ordusu önemli ölçüde güçlendirilmiştir. Bu durum, Türk ordusunun Yunan ordusuna karşı üstünlük sağlayabileceğine olan inancı artırmıştır.
  • İtilaf Devletleri'nin tutumunun değişmesi: Sakarya Meydan Muharebesi'nin kazanılmasıyla, İtilaf Devletleri, Türk ordusunun Yunan ordusuna karşı üstünlük sağlayabileceğini anladılar. Bu durum, İtilaf Devletleri'nin Türk milli mücadelesini desteklemesine neden olmuştur.
Büyük Taaruzun ulusal sonuçları şunlardır:
  • Türk ordusunun Yunan ordusunu yenmesi: Büyük Taaruzda Türk ordusu, Yunan ordusunu yenmeyi başarmıştır. Bu durum, milli mücadelenin başarıya ulaşacağına olan inancı artırmıştır.
  • Milli mücadelenin zaferinin kesinleşmesi: Büyük Taaruzun kazanılmasıyla, milli mücadelenin zaferi kesinleşmiştir.
  • Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'nın otoritesinin artması: Büyük Taaruzun kazanılmasında önemli rol oynayan Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'nın otoritesi daha da artmıştır.

Büyük Taaruzun uluslararası sonuçları şunlardır:
  • İtilaf Devletleri'nin Türk milli mücadelesini desteklemesi: Büyük Taaruzun kazanılmasıyla, İtilaf Devletleri, Türk milli mücadelesini desteklemeye başlamıştır.
  • Dünya kamuoyunda Türk milli mücadelesinin desteklenmesi: Büyük Taaruzun kazanılmasıyla, dünya kamuoyunda Türk milli mücadelesinin desteklenmesi artmıştır.
  • Büyük Taaruz, Kurtuluş Savaşı'nın dönüm noktalarından biridir. Bu savaş, Türk ordusunun Yunan ordusunu yenmesini sağlamış ve milli mücadelenin zaferini kesinleştirmiştir.

Büyük Taaruzun en önemli sonuçları şunlardır:
  • Türk ordusu Yunan ordusunu yendi ve milli mücadelenin zaferi kesinleşti.
  • Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'nın otoritesi arttı.
  • İtilaf Devletleri, Türk milli mücadelesini desteklemeye başladı.
  • Dünya kamuoyunda Türk milli mücadelesinin desteklenmesi arttı.
Büyük Taaruzun kazanılmasıyla, Türk ordusu Yunan ordusunu yenmeyi başarmış ve milli mücadelenin zaferine ulaşmıştır.



Mudanya Ateşkes Antlaşması (3 Ekim 1922)

Mudanya Ateşkes Antlaşması, 3 Ekim 1922 tarihinde Mudanya'da İtilaf Devletleri ile TBMM Hükümeti arasında imzalanan bir ateşkes antlaşmasıdır. Antlaşma, Türkiye'nin Kurtuluş Savaşı'ndaki askeri başarısını uluslararası bir belge ile tescil etmiş ve Lozan Barış Antlaşması'na giden süreci başlatmıştır.

Mudanya Ateşkes Antlaşması'nın maddeleri şu şekildedir:
  1. Türk-Yunan silahlı kuvvetleri arasındaki çarpışmalar durdurulacaktır.
  2. Yunan kuvvetleri, Adalar Denizi ağzından Trakya ile Bulgaristan sınırının kesiştiği yere dek Meriç'in sol kıyısı gerisine çekilecektir.
  3. Trakya'da kalacak itilaf devlet ve komisyonlarının TBMM yönetimini denetleme ya da işgalci bir amaç taşımaması.
  4. Trakya'nın Türkiye'ye verildiğinin açıkça belirtilmesi.

Mudanya Ateşkes Antlaşması'nın önemi şu şekildedir:
  • Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın askeri bölümü başarıyla tamamlanmıştır.
  • Misak-ı Millî ile belirlenen yurt toprakları içinde bulunan Doğu Trakya, yeni bir savaşa başvurulmadan, yeni Türkiye Devleti'nin sınırları içine alınmıştır.
  • Lozan Barış Antlaşması'na giden süreci başlatmıştır.

Mudanya Ateşkes Antlaşması'nın sonuçları şu şekildedir:
  • Yunan işgali sona ermiştir.
  • Doğu Trakya, Türkiye'ye katılmıştır.
  • İtilaf Devletleri ile TBMM Hükümeti arasında işbirliği başlamıştır.
  • Lozan Barış Antlaşması'na giden yol açılmıştır.

Mudanya Ateşkes Antlaşması, Türkiye'nin Kurtuluş Savaşı'ndaki en önemli dönüm noktalarından biridir. Antlaşma, Türkiye'nin bağımsızlığını ve egemenliğini uluslararası alanda tanınmasını sağlamıştır.

Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923)

Lozan Barış Antlaşması, 24 Temmuz 1923 tarihinde İsviçre'nin Lozan şehrinde Türkiye ile İtilaf Devletleri (İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya, Bulgaristan ve Sovyetler Birliği) arasında imzalanan bir barış antlaşmasıdır. Antlaşma, I. Dünya Savaşı sonrasında imzalanan Sevr Antlaşması'nın yerine geçmiştir.

Lozan Barış Antlaşması'nın maddeleri şu şekildedir:
  • Türkiye'nin bağımsızlığı ve egemenliği tanınmıştır.
  • Türkiye'nin sınırları belirlenmiştir.
  • Kapitülasyonlar kaldırılmıştır.
  • Savaş tazminatlarından vazgeçilmiştir.
  • Nüfus mübadelesi yapılmıştır.
  • Azınlık hakları güvence altına alınmıştır.
  • Boğazlar rejimine ilişkin yeni düzenlemeler yapılmıştır.

Lozan Barış Antlaşması'nın önemi şu şekildedir:
  • Türkiye'nin bağımsızlığını ve egemenliğini uluslararası alanda tanınmasını sağlamıştır.
  • Türkiye'nin sınırlarını bugünkü şekline getirmiştir.
  • Kapitülasyonların kaldırılması ile Türkiye'nin ekonomik bağımsızlığını sağlamıştır.
  • Savaş tazminatlarından vazgeçilmesi ile Türkiye'nin ekonomik yükünü hafifletmiştir.
  • Nüfus mübadelesi ile Türkiye'nin etnik yapısını homojenleştirmiştir.
  • Azınlık haklarına ilişkin düzenlemeler ile Türkiye'nin insan haklarına olan saygısını göstermiştir.

Boğazlar rejimine ilişkin düzenlemeler ile Türkiye'nin Boğazlarda egemenliğini sağlamıştır.

Lozan Barış Antlaşması'nı imzalayan devletler şu şekildedir:
  1. Türkiye
  2. İngiltere
  3. Fransa
  4. İtalya
  5. Japonya
  6. Yunanistan
  7. Romanya
  8. Bulgaristan
  9. Sovyetler Birliği
Lozan Barış Antlaşması, Türkiye'nin modernleşmesinde ve uluslararası alandaki yerinin sağlamlaşmasında önemli bir rol oynamıştır. Antlaşma, Türkiye'nin bağımsızlık ve egemenliğinin temelini oluşturmuştur.


Barış antlaşmasına Türkiye adına kimler katıldı?
    • Türkiye adına antlaşmayı, Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetinin temsilcileri İsmet İnönü, Rauf Orbay, Tevfik Rüştü Aras ve Hasan Saka imzalamıştır.

    Lozan Barış Antlaşması, Türkiye'nin bağımsızlığını ve egemenliğini uluslararası alanda tanınmasını sağlamış olsa da, bazı konularda anlaşmaya varılamamıştır. Bu konular şunlardır:
    1. Musul Sorunu: Lozan Barış Konferansı'nda Türkiye, Musul'un kendisine verilmesini talep ederken, İngiltere Musul'un Irak'a verilmesini savunmuştur. Bu konuda bir anlaşmaya varılamaması üzerine, Musul Sorunu Milletler Cemiyeti'ne bırakılmıştır. 1925 yılında Milletler Cemiyeti'nin verdiği karar doğrultusunda Musul, Irak'a bırakılmıştır.
    2. Ermenistan Sorunu: Lozan Barış Konferansı'nda Türkiye, Ermenistan'ın bağımsızlığını tanımayacağını açıklamıştır. Ermenistan ise Doğu Anadolu'nun kendisine verilmesini talep etmiştir. Bu konuda bir anlaşmaya varılamaması üzerine, Ermenistan Sorunu da Milletler Cemiyeti'ne bırakılmıştır. Milletler Cemiyeti, Ermenistan'ın bağımsızlığını tanımış ancak Doğu Anadolu'yu Türkiye'ye bırakmıştır.
    3. Boğazlar Sorunu: Lozan Barış Antlaşması, Boğazlar'ın uluslararası bir komisyon tarafından yönetilmesini öngörmektedir. Ancak, bu konuda bir anlaşmaya varılamaması üzerine, Boğazlar Sorunu da Milletler Cemiyeti'ne bırakılmıştır. Milletler Cemiyeti, Boğazlar'ın Türkiye'nin egemenliğinde olmasını kabul etmiş ancak uluslararası bir komisyonun da Boğazlar'ın yönetiminde yer almasını kararlaştırmıştır.
    Bu konular, Lozan Barış Antlaşması'nın imzalanmasından sonra da Türkiye ile diğer devletler arasında anlaşmazlıklar yaşanmasına neden olmuştur.






    Yorum Gönder

    Yukarıya Çık